Yirmidörtlük Hayat

Merhaba,

Büyümek nasıldır bilemem de yirmidört demek tuhaf geliyor kulağa… Ne kaldı yirmibeşe… Otuzlu yaşa yarım kala gibi bir şey oldu:) Bu durumdan annem mutlu çünkü küçük kızı bir yaş daha büyüdü,olgunlaştı.

Arkamı dönüp bakmayı hiç sevemedim ancak her yıl beş Nisan’da tek yaptığım nacizane bir şeydir. Çok değil en fazla geçmiş bir yılı düşünürüm. Artılarını eksilerini yazarım, getirdiklerini götürdüklerini düşünürüm. Sonucunda ne kazanırım ne kaybederim ama mutlu olurum çünkü sağlıklıyım. Belki de mesleğimle ilgili bir şeydir bu,sağlığın içinde olunca sağlığa daha da bir düşkünüm. Önemsiyorum,hemde deli gibi ve herkes için kendi sağlığı eminim çok önemlidir ancak ben bir durak daha fazla önemli olmasını istiyorum.

Herkes yeni yılda dileklerini sıralar,ben öyle değilim pek. Yeni yaşım bana yeni yıl gibi gelir yıl ortasına yaklaşmış olsam bile önemli değil,çünkü ben daha yeni, yeni bir yaşa adım atıyorum=) Türkiye’mi çok seviyorum. Bayrağıma saygı ile bağlı bir insan evladıyım. Ankaramın en güzel öğreticisi idi bana Atatürk’ümü her ziyaret edişimde bayrak sevgisi… Artık daha güzel bir Türkiye şartları içersinde yaşamak istiyorum. Eğitim sistemi her insanı ayırmaksızın mutlu etmesini istiyorum. Çıkarlar uğruna verilmiş kararlardan ziyade, gelecek nesillerin gerçekten sağlıklı,bilgili ve onların da kendi nesillerine verimli birer birey olmalarını gönülden istiyorum.

Fotoğraf… Beni her anlamda büyüten,besleyen bir şey… Adeta mesleğim oldu. Son iki buçuk yıldır mucizevi anlara tanık oluyorum ve olmaya da devam edeceğim. Çok yaşlanacağım ama Allah izin verdiği sürece yeni nesillere ışık tutan fotoğraflar armağan edeceğim. Doğan bir varlığın her anında yanında bulunmak ve gerçekten hepsine yetişmek isterdim. Ancak bunun mümkün olmadığını bildiğim kadar bu hissi hissetmenin bile muhteşem bir şey olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Her konuda bir çok şey söyleyebilirken sadece bu konuda duygularımı içimde saklamayı ve dışa aktaramadığım tek konudur. Fotoğraflarımın benim en güzel anlatım dilim olduğunu ben dahil tüm duygularımın bildiğini biliyorum. Susmak bazen en güzelidir… Çok şey anlatır ve siz dinlersiniz.

Ailemi seviyorum. Onlarla olmaktan mutluyum. Bir evde tek çocuk olmak güzel bir his. Ancak bazen kardeş duygusunu da merak ederim. Çok şükür kardeşim diyebildiklerim oldu hayatımda, Allah eksikliklerini göstermesin. Üstelik Yağmur’un teyzesi, dört su perisinin annesiyim:)

Yirmidörtte; daha az çikolata tüketeceğime, sabır konusunda daha çok yol kat edeceğime, müzik konusunda daha çok arşive ulaşacağıma,çok sevdiklerim konusunda daha az bencillik yapacağıma, fotoğrafa bir yerine iki durak fazla vakit ayıracağıma, daha fazla kitap okuyacağıma, yirmi beşe beş kala bir önceki yıldan daha çok bebeğin hayatına dokunup imza attığımı söyleyeceğime, çok daha fazla yazı yazacağıma, derlediğim yazıları kitaba çevireceğime, aileme daha fazla vakit ayıracağıma, bazen üşendiğim sporu üşenmeden yapacağıma, karanlık fobisini yenmeye çalışacağıma, ara verdiğim resime tekrar başlayacağıma söz verebilirim…

Hoşgeldin yiri dört…
Ailemi,sevgilimi, dört su tanesini ve bana ait olan,hatta olacak ihtimali olan her şeyi yürekten seviyorum.

Sevgilerimle.
Tuğgül TÜRKOĞLU
05.04.1988 / 05.04.2012

T.T 93 ' Ank.

( http://2dmovie.com/Rio-The-Motorcycle-Diaries-Al-Otro-Lado-Del-R.html?ytid=QuiUkxz0dqE&qs=Rio&ln=English )

En sevdiklerimiz arasında… Her zaman bulunmaz özelliğimi daha şimdiden yenerek, çok sevdiğimiz güzel bir müziği armağan ediyorum yeniden kendime,bana da keşfetmemi sağlayan sevgili sevgilime de teşekkürlerimi sunarak… )

Şuşu’nun Çizgisi ile Biz

Değişik insanlarla tanışmak hep güzeldir. Blogger olmak kadar=) Şimdi sorsalar ne kadar süredir işin içindesin deseler çok senedir diyesim gelir ama diyemem. Fakat nedendir bilmem makineyi eline alan bir anda bla bla fotoğrafçısı x x oluverir. Katlanmak mümkün değil=) Alışıyoruz hakikaten.

Ne zaman tanıştığımı hatırlamıyorum ancak sevgili ortağım Nihal’in telaffuzu ile tanıştım kendisi ile,kendisinin de haberi yoktu üstelik. Tanışmanın en güzel hali değil midir bireysel tanışma hali. Kendi kendine takdim edersin kendini ve susarsın onun seni tanımasını beklersin. Benimki de o hesap,adını duyduğumda ilk tanışmamı yaptım ve gerisini de reel tanışmaya bıraktım. Günler akıp gitmiş ve biz arkadaş bile olmuşuz.

Logo kullanmak kurumsal kimliğin en büyük paydasında yer alır. Sizi tanımlar,sizi özetler. Hiçbir şeyiniz yoksa dahi adınızın herhangi bir yerinde yer alan logo aslında sizin kişiliğinizi de yansıtan en önemli öğedir. Şule ise bu konuda gerçekten en başarılı isimler yer arasında alıyordu. Normal şartlarda referans delisi biriyimdir,ilk kez referansa önem vermeden hadi o zaman dedim. Sebebini bilmiyorum ama ilk kez sorgulamamanın mutluluğunu yaşayacağımı hissetmekti belki de,bilmiyorum=) Nitekim Sevgili Şule Coşkun Balmumcu’dan enfes bir çalışma kapımızı çaldı. Gözlerimize inanamadık. Evet işte bu biziz dedik büyük bir keyifle. Sanırım bunu tarif etmem mümkün değil. Bence sizde onunla çalışmayı denemelisiniz ve eşsiz çizimi ile sizi de büyülü dünyasına davet etmeli:)

Şule ile iletişime geçmek için ; http://susuoykusu.blogspot.com/

Sevgiler.

İlkAdımlar

Son Anda Bir Değişiklik ve Bade

Etiketler

, , ,

Önce Merve ile telefonda görüştük… Merve Ebru’nun arkadaşıydı. Nitekim çekim koşullarını konuştuk,şöyle yapalım böyle yapalım derken çekim gününü belirledik. Fakat Merve’nin zaman zaman bahsettiği Ebru dilindeydi sürekli. Meğer çekimi görüp öyle karar verecekmiş:) Biz çekimi neredeyse 1 saat içersinde bitirdik ve ben sonuçları birkaç gün içersinde gönderdim,eh tabi sosyal ağlarda da paylaştım. Ebru’nun kalbini feth ettikten sonra o da ulaştı. Merve tüm çekim detaylarını aktarmış ve biz sadece fotoğraf çekip ayrılacaktık. Yeni yeni gelişen ortaklığım ile birlikteliğin gelişmesi güzel bir heyecandı. Çekime bir değil iki kişi gittim. Sevgili Nihal Ceylan’ın güzel enerjisi ile Ebru’nun fotoğraf çekimi harika geçti. Şehir belirtmeyeceğim ( sevgilim bilir ki,çok sevdiklerim konusunda paylaşmaktan pek mutlu olan biri değilimdir :) ) büyüleyici bir mekanın içine düşüverdik. İçerde ördekler mi ararsınız,yemyeşil su mu ararsınız. Kazlar var,harikalar diyarından fırlamış bir doğa… Çekiyorsun çekiyorsun arka plana kesinlikle yapı girmiyor. Bu gerçekten pahabiçilemezdi. Fotoğraf hayatımın son iki buçuk yılında ilk kez bir gebelik çekiminde böylesine rahatlatıcı ve huzur verici bir noktada çekimi gerçekleştirdim. Ayrılmak istemedim,doyasıya çektim,çektim,çektim…

Ebru normal doğum bekliyordu. Zaman zaman telefonda görüşüyorduk,gebeliğin nasıl gittiği konusunda. Yürüyüşünü yapan bir anne,deli gibi kaynak okuyordu. Artık normal doğum konusunda oldukça bilinçliydi. Ben yine de Opt. Dr. Hakan Çoker’i her gebeye önerdiğim gibi Ebru’ya da önermekten kendimi alamadım. Seviyorum onların ekibinin doğumlarını,hikayelerini her şeylerini. İstiyorum ki normal doğum yapsınlar. Fakat her doğum beklenildiği gibi olmuyor. Ebru’nun dayanacak gücünün kalmaması ve şiddetli ağrıları artık başedilemez duruma dayanmış. Öğlen 12 civarı bir telefon! Akşam 5-6 gibi ameliyata gireceğim,yetişebilir misiniz!

- Sen normal doğum bekliyordun Ebrucuğum, suni sancı ?
- Dayanacak gücüm dahi kalmadı… basamıyorum yere,,yürüyemiyorum çok sancım var… Gelebilecek misiniz ?

İki cümlesinden birinin ‘ Yetişebilecek misiniz ‘ olması içindeki tedirginliği öylece ortaya döküyordu ki… Elbette geleceğiz dedim. Nihal beni en kolay yerden aldı ve otobandan kısa sürede ulaştık. Ben o kadar iyi değilimdir trafikte ama ortaklık birbirini tamamlamak değil midir:) En zor anlarda Nihal’in hızır gibi yetişmesi ve sırtında çanta ile hemen çekime başlaması çok güzeldir. Üstelik onunda ikizleri var ve o da bir anne :) Saat dörtte hastanede buluşacaktık. Nitekim yetiştik. Oda da pembeler içinde bir gömlek ve göbüşünde kızı ile bizi bekleyen yüzü gülücülü bir kadın. Rahatlaması için hastanenin güzel ışıklandırmalı koridorunda biraz fotoğraf çekmeyi önerdik,meğer Ebru’da bunu bekliyormuş,hemen koridora attık kendimizi. Eşine aşkla bağlı bir kadın… Eşinin eşine ve kızına aşkla bağlı bir adam… Bu iki insanın karşısında güzel fotoğraflar çıkmaması kaçınılabilir miydi ? Elbette hayır. Gebeliğinden başladığımız çekim hala çok güzel gidiyordu. Havanın kararması içimizi hiç karartmadı,güzel bir bekleyiş içersindeydik. Personelin kapıda belirmesi ve yüzündeki gülücüğü – ki bu inanılmaz önemlidir. Ameliyata gidecek olan annenin güvenini kazanması,rahatlığını sağlaması ilk etabın ilk yarısı gibidir. – Birlikte ameliyathaneye indik. Anestezi uzmanı geneli dışındaydı. Hemen tanıştı,isim soyisim verildi ve kolaylıklar diledi. Ben bu tavrın karşısında arkamı döndüm ve biz aslında iki kişi çalışıyoruz diye dökülüverdi dilimden. Kısa bir süre baktı ve tebessüm edip gözlerini kapatıp açtı:) bir koşu yukarıya haber saldım :) Salon kapısında bekliyordum ki yetişti Nihal’de. Dedim içimden yine hızlısın ve yetiştin,harika! Bebeğin ilk çıkış anından sonra Nihal yukarı çıktı ve bekleyişi çekmeye devam etti,elbette ki bebeğin babası ile ilk karşılaşmasını da kaçırmadı. Ameliyathane içersinde sakin bir diyalog hakimdi. Ebru ise hala yüzünde güzel bir ifade. Tedirginlik bile bazen güzellik katar ya işte aynen öyleydi. Bebeğin aspire edilişini beklerken – ki bu anlarda çekimi yapmam – Ebru dan güzel bir cümle dökülüverdi…

- Siz bana bir aşk verdiniz… Allah’ta size aşklar versin. Bade Aşk demektir.

Şaşkınlıkla içimdeki kıpırtının birbirine karışması ve tepkisizliğim aynı andaydı bedenimde. Bu harikaydı… Ebru ile göz temasımızda ki ilk sorusu elleri ayakları tam mı,sağlıklı mı sorusu olmuştu. Pek karşılaşmadığım bir şeye tanık oldum ki el ve ayak parmaklarını sayan bir bebek hemşiresi. Her şey tamamdı,yani bebiş cicilerini giymişti ve yukarı çıkmaya hazırdı. Yine alışmadığım bir şey oldu ve bebek annesi ile epeyce uzun bir vakit geçirdi. Öptü öptü çok öptü. Dokundu ve güzel sözleri ile bebeğini rahatlatmaya çalıştı çünkü annesi biliyordu ki bebeği habersizce alınmıştı ve onu rahatlatmanın bilincinde olması gerçekten güzeldi. Okuduğu kaynaklar ona doğru mesajlar vermişti.

Ekibe teşekkürlerimi ilettikten sonra ayrıldım ameliyathaneden. Anestezi uzmanı ile karşılaştım,ona da teşekkürümü ilettikten sonra üzerimi değiştirmek üzere soyunma odasından bir jet hızı ile geçtim. Bebek hemşiresinin beklemesi üzerine,beni beklemeyin çünkü dışarda sizi bekleyen diğer yarım var dedim. Nasıl yani dedi,gülerek iş arkadaşım sizi bekliyor elinde makinesi ile dedim ve hemşirenin gülmesi ile kapının kapanma sesinin gelmesi bir oldu.

Yukarı çıktığımda bebeğin geliş heyecanı ve güzel tatlı enerjisinin bir anda yayılışı apaçık hissediliyordu. Tabiiki bu sırada Ebru’da artık odaya gelmişti ve bebeği ile ilk karşılaşması idi. Yine ilgilenmeye devam eden hemşire işini büyük keyifle yaptığı yüzünden okunuyordu ve ekledi ;

- Bebeğin doğumundan sonraki ilk 24 saat içersinde alın bölgesi ve kulak çevresindeki kokusu cennetin kokusudur…

Güzel diyaloglar hala devam ediyordu. Bense bir yandan not almaya. Unutursam üzüleceğimi biliyordum. Şuansa kırışmış notları bir puzzle gibi birleştirip yazıya devam ediyorum. Akşamın ilerleyen vaktinde ilk aile fotoğraflarını da belgeledikten sonra ayrılma vaktimiz gelmişti. Güzel dileklerimizi diledik ve dilinden birçok teşekkür kelmesi çıkan Ebru’nun gözlerinden milyonlarcası çıkması öyle güzeldi ki. Yola çıktığımızda aydınlık masmavi gökyüzü kendini zifiri karanlığa teslim etmişti. Nefes aldığımız ve yaşadığımız şehire ulaştığımızda saat epey bir geçmişti. Harika geçen bir çekim ve en önemlisi güzel insanlar tanımanın getirdiği güzel hisleri aktarabiliyor olmak en güzeli.

Bade’nin annesinin ve babasının aşkına kocaman bir aşk daha katmış olması, bizim kalbimize de naif bir his bırakmış olması ve tüm bunlara tanık olmak…

İyi ki kısacık bir hayatın parçasıyım, sürekli yeni insanlar tanıyorum ve tanıyacağım.

Sevgiler.

This slideshow requires JavaScript.

Renk Oyunu

Hani vardır ya hepimizin gizli kalan herhangi bir yönü. Kimimiz renklerden pembeyi,sarıyı severiz kimilerimiz ise beyaza aşıktır.

Onları ilk tanıdığımda sanıyorum çocuk yaşlardaydım. Koca bir işhanının en dip köşesinde gün ışığı almayan bir noktasında kendi renkli dünyalarında çeşitli güzellikler sunuyorlardı insanlara. Onları bilenler şanslıydı ki sevdiklerine kendilerini özel hissettirecek detaylar götürebiliyrodu. Bilmeyenler ise hala klasiğinden kıytırık bir paket hediyeye talim ediyordu. Nitekim ben büyüdüm onlarda büyüdüler:) Önemli olanda bu değil midir,zamanla yürümek,yürümek çok uzun adımlar atmadan minik adımlarla yürümek. Mesleğimin getirdiği renkli dünyaya onları dahil etmek istedim ve yolumu çizdim aynı rotaya. Bir öğrendim ki gün ışığının süzüldüğü güzel bir noktaya taşınmışlar,yüzümde beliren o ilk tebessümü hiç unutmuyorum. Çünkü işime ilk başladığım dönemlierimi asla unutmam. Hep araştırma içersinde olmak,hep merak,hep ahh bu da harika demeler hiç bitmediği günlerdi. Nitekim zamanla tüm harika dediklerimi bir bir eledim ve muhteşeme doğru ilerliyorum. Eleyemediğim tek güzel şey ise bu güzel mini dükkan. Sihirli parmakları ile birbirinden güzel çalışmalar yapmaktalar. Her gittiğimde dile getirdiğim bir şey var ki insanlar görmeli bu özel şeyleri çünkü ortada çok ciddi bir emek var ve mutlaka bilinmesi gerekiyor. Ne yazık ki iş yoğunlukları nedeniyle buna vakit ayıramadıklarını her defasında duymaktan yoruldum ve ben anlatmak için kolları sıvadım. Bugün ortağımla birlikte bir doğum sonrası hemen yönümüzü onlara çevirdik. Dayanamadım ve bu kez yazmak istedim,tabiiki fotoğrafladım da.

Ben bir doğum ve bebek fotoğrafçısıyım. Sunulan her büyülü rengi bebeklerimin dünyalarına yeni renkler gibi ışıltı katmasını arzuluyorum. Onlarsa benim hep dile getiremediğim ama istediğim şeyi düşünüp bana sunuyorlar. Müşteri memnuniyeti de tam burada başlamıyor mudur zaten.

Unutmadan bu güzellikleri sevgili Nükhet Hanım ve kızı Pınar tasarlıyor ve süslüyor. İşin mutfağında ise Nükhet Hanım’ın eşi yer almakta. Pınar Çukurova Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü mezunu. Görsel zekasını renklerle birleştirdiği ve bana/bize sunduğu için minnettarım.

Mutlaka sizde,sizin kendinizi özel hissetmenizi sağlayacak güzel bir tasarım görebilirsiniz ya da çok sevdiğiniz için. Artık orası size kalmış. İlla ki özel günleri beklemeyin yılbaşı,14 Şubat,anneler günü ….vs insanlar her zaman özel hissedilmeyi sever. Bu günlerde de özel bir şeyler isterseniz çok önceden aramanızı tavsiye ederim çünkü oldukça yoğunlar. Bu bloğun çıktısını alıp giden herkese de özel indirim sağlayacaklardır. ( İnanıyorum:) )ki zaten bu güzelliklere oldukça makul fiyatlarla çalışmaktalar çünkü her insanın başaramadığı o işini zevkle ve keyifle yapma duygusu onlarda var ve her şeyin para olmadığını bana hissettiren nadir insanlardan.

İletişim için ; Mersin Çarşısı No:39 / Mersin – (0324) 232 17 10

Sevgilerimle.

Çınar Misali

Bazı anlar vardır hissi ilk dokunduğunuzda ki ile aynıdır. . .

Daha evvel (www.annerehberim.com) köşe yazarlığı yaptığım dergiye bu konuyla ilgili bir yazı yazmıştım. Her fotoğrafın bir hikayesi vardır ancak her fotoğrafın birçok cümlesi yoktur. Bazılarına sadece bakarsın,bazılarına sadece tebessüm edersin,bazılarına ise söylenecek onca şey varken hiçbir şey söyleyemezsin ama yazmak ve içini akıtmak istersin,işte bu da bunun gibi bir şey. Çınar’dan önce sevgili annesi Özlem’i tanıyordum. Çocukluğumdan bilirdim. Tuttuğunu koparan,başarılı bir avukattı. Hala da öyle. Aldığı birçok dosyanın davasını başarılı bir şekilde sonuçlandıran,kendine sonsuz güveni olan ve mesleğinde harika bir insan.

Birgün bir telefon çalar ve ben telefona çıktığımda enerjisi tavan yapmış bir ses tonu… Bir bebeğim oluyor Tuğgülcüğüm,acaba bizi de fotoğraflar mısın ? Mutluluğumun tarifini kesinlikle yapamayacağım bir andır. Nitekim gebeliğini,akabinde de doğumunu görüntüledim bu güzel annenin. Söylemeden geçemeyeceğim. Çınar’ın dünyaya gelişi pekte sıradan değildi. Sabahın 8′nde telefonun çalması ile güne tekrar merhaba dediğim bir anda sancılarının olduğunu öğrendim. Bunun üzerine Mersin’den Adana’ya geçtik. Nasıl mı ? Tabiiki Çınar’ın güzel annesi kullandı arabayı ve aracımızda yalnızdık üstelik :) Neyse ki artık ehliyetim var ve ufak ufakta olsa trafiğe alışıyorum. O koca yol boyunca Özlem’e nefes egzersizleri ile yanında bulunan doktorumuz Opt.Dr.Bilgin Kara’nın sonsuz ilgisi içinde teşekkürlerimizle. Onun desteği ve rahatlatıcı yakınlığı güzel annemize daha rahat olmasını sağladı. Sabah başlayan bu serüven kendini öğleden sonra üçe kadar götürdü. Normal başlayan doğum kendini sezeryane çevirdi ve bebiği ameliyathanede karşıladım :)

Daha bitmedi :) Ailesi Çınar’ın erken sünnet olmasını istemişti. Sanıyorum idrarını yapmakta güçlük çekiyordu. Birkaç gün evvelden güzel annemiz telefonda bu kezde Çınar’ın sünnet olacaından ve hastane yönetimine göre ailenin sünnete girmesi yasaktı. Takdir edilmesi gerekir ki çokta doğru bir karar hastanenin kararı. Sünnetin kısa bir işlem gibi görünen bir şey gibi algılansa da aslında ameliyattır ve sterilazasyon çok önemlidir bebeğin sağlığı için. Sabahın erken vaktinde koyuldum yola ve hastaneye gittim. Ana yüreğidir bebeğini yalnız bırakmak istememiş olmalı ki en azından sen ol bari dedi. Evet ilginç bir andı benim için ve farklı bir deneyim. İlk kez sünet anı görüyordum. İçim acıdı desem az kalır gördüklerimin yanında. Çınar sanki benim oğlummuş gibi elinden tuttum ve yanında oldum,yalnızlığı hissetmemesi için göz teması kurdum ve operasyon bölgesine hiç bakmadım,bakmadım ki gözlerimin yansımasında görmesin,hissetmesin istedim. Aradan epey bir zaman geçti ve Çınar’ı uzunca bir süre hiç göremedim. Fakat annesinden zaman zaman keyfinin yerinde olduğunu da öğrendim.

Bugün birinci yaşını kutladık. Ona sarıldığımda ilk dokunduğumda ki hisle aynıydı. Sıcacıktı,tombişliğinin verdiği his bile aynıydı fiziksel olarak büyümesine rağmen :) Ona harika bir hayat,sağlık dolu bir ömür ve sevgi dolu bir yaşam diliyorum.

Sihirli Eller

Etiketler

, ,

Hepimiz çizeriz öyle mi ama bazılarımızın çizdikleri daha güzeldir doğruya doğru şimdi. Ben çizmenin bu denli güzel olabileceğini ortaokul sıralarında geleceğimde neler olacağını bilmeksizin büyük bir keyifle yapıyordum,bu keyif bana ressam Ahmet Yeşil’den harika bir ödül de getirdi,mutluluğu pahabiçilemez. Devam etseydim şuan nasıl çiziyor olurdum bilemem ama hala bazı fotoğrafları çekemeden önce resmetmesini severim. Alışkanlıklar kolay geçmez,güzelde hem bu huy. İyki var. Ancak bazılarımız var ki bunu sürdürür ve geleceğine taşır. Kendinden bir şeyler katar her çizgisine. Geleceğe güzel hatıralar bırakır.

Birkaç ay evvel meslektaşlarımdan birinin bir fotoğrafı dikkatimi çekti hoşuma da gitti,çok güzel çizilmiş,renklandirilmiş ortaya da lezzetli bir çalışma çıkmış. Henüz okulunda çok yeni olmasına rağmen çizimlerini keyifle takip ettiğim Sevgili Akşın Bike. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Sahne dekorları ve Kostüm Tasarımı bölümünde okuyor. Şimdiden gelecekte iyi işler çıkartabileceğinin de müjdesini veriyor olması harika bir şey. Çalışan,üreten ve topluma marifetlerini sunan gençleri ise ayrıca takdir ediyorum. Onlar ülkemizin geleceğine çok güzel yatırımlar yapıyorlar. Sanat kavramının ve saygınlığının zaman zaman yitirildiğini hissedip kalbimin acımasına sebep onca şey varken böyle güzel yetenekleri görüp,takip etmekse ayrıca keyiflendiriyor ve mutlu ediyor. Ben eminim ki ülkemin en güzel üniversitelerinden biri olan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde böyle yüzlercesi vardır. Ahşın Bike sadece içlerinden birtanesi.

Onu hem tebrik ediyor ve başarılarına birçok başarı daha katmasını diliyorum:)

Takip edebilmeniz açısından ;

http://twitter.com/#!/AksinBikee

http://aksinbike.tumblr.com/

http://aaksinbike.blogspot.com/

http://www.cizelimozaman.com/

Sevgiler.

This slideshow requires JavaScript.

Efe’nin Yaşgünü Hatırası

Akşam olmuş,hava kararmış,en sevdiğim ile yollardayız,günün yorgunluğu,dolmüş taşmış cümleleri ardı arkası kesilmeyen telaşlı bir akşam. Telefonum çalar,gün boyu hiç susmayan telefon akşamda devam etmekte. Ancak bu kez sıradanlığın dışında bir ses,sıradanlığın dışında bir düşünce ve paylaşım vardı. Çok nazik bir ses tonu ve bir o kadar da düşüncesini dile getirme tarzı,her şeyi ile keyifle başlayan bir telefon görüşmesi… Canan Hanım torunu Efe için aramıştı. O’na en güzel hediyenin fotoğraf olabileceğini ve bu konuda nasıl bir şey yapabileceğimiz konusunda fikir alışverişine girmiştik bile çoktan. Bu hediye sadece fotoğrafta değildi üstelik. Canan Hanım Efe için birkaç güzel cümle ile ifade ettiği sevgi dolu sözlerinin de fotoğrafın içersinde yer almasını istiyordu. Düşüncesi tamamen Efe’nin geleceğinde büyükannesinden o günü ona nasıl anlatmak istediği idi. Nitekim çokta kaliteli ve güzel bir düşünceydi. Velhasıl kısa zamanımız vardı,bu çekimi biran evvel yapmamız gerekiyordu. Ancak birtakımda sıkıntılarımız mevcuttu. Birincisi hava şartları,ikincisi Canan Hanım bunu süpriz hazırlıyordu torunun anne ve babasına. Üç gün aradan sonra programımızı yaptık ve bir dışmekan belirleyerek netleştirdik. Artık tüm gelişmeler şansımıza akıyordu. Sevgili Canan Hanım ve eşi torunlarını dışarıya bir şekilde park gezmesine diye çıkarmayı başarmışlardı ve o gün hava mükemmeldi:)

Tüm çekim boyu Efe’nin keyifli gülümsemesi yüzünden eksik olmadı. Büyük annesi ve büyük babası ile müthiş uyum içerside olan,onlarla vakit geçirmesinden hoşlanan yüzü gülücük dolu bir bebek. Günlerdir o gün güzel olsun dediğim gün,güneş gözlerimi bile acıtacak derecede sıcakcıktı.

Bu güzel günü ne yazık ki çok uzun geçiremedik,çünkü havada ki güneşe rağmen hem sertti hemde geceden kalma bir yağmur kokusu ile ıslanmıştı tüm çimler. Bebeği çok üşütmeden ama bizi de mutlu edecek fotoğraflarımızı çektikten hemen sonra Efe’nin montunu giydirdi babanne ve dede.

Tüm bebeklerin böyle şanslı olmasını ve tüm ailelerin geleceğinin süreceği geleceklerine,umut dolu ve içinden mutluluk akan fotoğraflar armağan etmesi dileği ile.

Sevgiler.

İkibinoniki misin?

Koskoca bir yıl gibi görünse de aslında çokta büyük değil. On iki ay var topu topu. Abartıldığı gibi değil yani. Geçen yılı anımsıyorum nasıl ikibinonbiri karşıladığımı. Yine evimde ve güzel bir akşam eşliğinde.

2011 bana neler verdin… Neler aldın demeyeceğim çok şükür her şeyim tam teşkilat benimle. İşimde pik yaptığım bir yıldı benim için. Birbirinden güzel aileler tanıdım,birbirinden güzel bebek kokularına eşlik etti şu bedenim. Ailem herzaman yanımdaydı hala da öyle. Her ne kadar Nisan’da girecekte olsam yıl olarak artık yirmi dört yaşındayım. Fark ediyorum ki bende büyüyorum. Doğum anına şahit olduğum ilk bebek ikinci yaşında. Türkiyemin güneminde neler oldu neler.

Sevgili 2011 beni mutlu ettin her döneminde. Bazen gözyaşlarımı tutamadım ama hep mutlu oldum. Hep iyi yönünden bakmaya çabalıyorum. Her insan gibi benim de hedeflerim hayallerim ve olmasını isediklerim var. Üstelik oldukça da fazla. Belki yetiştiremeyebilirsin hepsini bu yıl yapmaya ama ben inanıyorum ki yetiştirebilirsin istersen. Ne demişler yeter ki iste! İnsan da bile bu güç kuvvet varken sen koskoca on iki aysın,bana ne harika yıldı dedirtmeyi başarmanı çok istiyorum. Umutlarımın yerine gelmesini de. En çokta şanslı doğmayan çocukların hayatlarına bir parça şans bulutu göndermeni ve tebessümlerin arttığı bir yıl istiyorum. Fotoğraflama şansına sahip olduğum çocuklar kadar asla erişemeyeceğim çocukların da hayatların da yer almayı istiyorum. Bu yıl tüm çocuklara ulaşmamı sağlamanı ve onlarla kahkahalar atmama vesile olacak sebepler vermeni arzuluyorum.

Bazı gerçekler var ki geçmişi asla silemez. Benimde maziye dönüp baktığımda yüzümde küçük tebessümlere sebebiyet verecek anlarım var. Bu yıl içinde güzel sebeplerim olmasını ve tekrar dönemeyeceğim kısa bir on iki ay geçirmeyi diliyorum. Ülkem de barış olsun hep. Mutluluk olsun. Çocuklarımız sevgili vatanımı severek büyüsünler. İsyandan,kavgadan,kinden uzak kendine has bir diyar olsun bu yıl ve sonraki yıllar. Emek veren her insan emeğnin hakkını alsın. Sanata daha çok duyarlı olsun ülkem. Çizmeyi,boyamayı seven yeni kuşaklara doğru aksın.

Hoşgeldin 2012 bana ve sevdiklerime güzel umutlar getirdin. Unutulmaz imzalar atmamızı sağlayan güzel bir yıl geçirmemiz dileği ile…

Sevgiler.

 

Doğa’da bir gün

Bugün planladığımız gibi gitmedi esasında. Hava oldukça güneşliydi ama çekim saatine doğru kapandı hatta fotoğraflarımızı çekerken minik minik atıştırıyordu yağmur damlaları. Doğa ve ben üşüyor olmanın yanısıra yaşadığımız keyifte oldukça büyüktü. Nitekim eğlencesi güzel bir zaman dilimi geçirdik birlikte.

Bu güzel prenses benim fotoğrafa başladığım dönemlerde çokça portrelerini çektiğim ve onunsa fotoğrafa uzak olan ufacık bir varlıktı. Şimdi büyüdü ve altıncı yaşına geldi. Çok güzel bir eğitim alıyor harika resimler yapıyor ve inanılmaz zeki bir varlık. Aslında tüm çocuklar çok çok zekiler onların düşünce güçleri,cümle kurma tarzları hatta sorgulama yöntemleri bile biz yetişkinlere oranla çok daha üst düzeyde. Geçenlerde Doğa’nın okuluna misafir oldum. Meğer her öğrencinin bir etkinliği oluyormuş. Doğa ise arkadaşlarına fotoğrafı anlatmamı ve onlara fotoğraf hediye etmek istedi. Bu arada takdir etmeden geçmeyeceğim Özel Bahçeşehir Koleji’nin harika bir eğitim yapısı var. Anaokulu çocukları okulda bulundukları süre boyunca klasik müzik eşliğinde eğitimlerini alıyorlar,birbirlerine saygıyı ve en ufak bir şeyde afedersi demeyi öğrendiklerini hatta uyguladıklarını gözlemek çok güzeldi. Her şeyden de güzeli yaratıcı sanatlar diye bir bölüm açmışlar,çocukların ilgi duydukları alana yönlenmelerini sağlıyorlar ve en keyif aldığım bölümse kukla sanatı dersleri… Özetle her aileye şiddetle tavsiye ettiğim,eğitim sistemini çok beğendiğim harika bir okul.

O günden bu yana Doğa ile tekrar buluşma ve tekrar fotoğraf günü yapabilme fırsatı yakaladık ki bugün de yağmur yağdı. Yine de birbirinden güzel fotoğraflar çektik. Pek kolay değildir çocuklar ile çalışmak,çalışanlar bilirler. Çocukları motive etmek,onlarla iletişimi koparmadan sağlıklı bir şekilde o zaman dilimini iyi kullanabilmek ve sonucunda birbirinden güzel fotoğraflar ile günü kapatmak. Bu güzel hanım var olduğundan beri hayatımda olması da benim için büyük bir şans. Kalbimi ısıtan,gülümsemesi ile beni de gülümseten,gördüğünde uzaktan koşarak boynuma sarılan ve içinden geldiği gibi asla lafını esirgemeden pat pat söyleyen harika bir varlık. Pek eyvallahı yoktur,pek değil aslında hiç yoktur. Her zaman kendi bildiğinden öte gitmez,sadece onun bildikleri ve çevresinde gözlemeyerek edindiği bilgiler doğrudur ona göre. Yanlışı da öğrenir ama göre göre. Yanıldığında onun yanlış olduğnu söylemekten çekinmez. Herzaman pozitif bir çocuktur. Onun bu yönünü hep çok sevmişimdir. Doğa’nın bir de ablası var Yaprak. İki kardeşin duygusal yapıları birbirine taban tabana zıt olması da şaşırtıcı bir şey. Herzaman derler ya hiçbir şey birbirine benzemez,bir elin parmakları nasıl ayrılamazlarsa birbirinden farklıdırlar. Bu da tamamen ona benziyor,yine de bu iki güzel kardeşi kardeş gibi sevip onları herzaman koruyacağım.

Gelelim bugün dükülmüş yapraklar arasında kaç fotoğraf çekebilmişiz ve neler çekmişiz,biz iki kuzen olarak çok keyif aldık,umarım fotoğraflarımızı izleyen satırlarımızı okuyan herkes aynı lezzeti bizimle birlikte tadar.
Sevgiyle ve mutlulukla kalın.

Kumsal’da Keyif

Etiketler

, , , ,

HiltonSA’da olan stajım sonucu tanıştığım güzel bir İzmir ailesi. İş sebebi ile İzmir’den Akdeniz kıyısına doğru uzanmışlar. Vaktin birinde de Didem Kumsal’a hamile kalmış,pekte güzel olmuş elbette,yoksa ben nasıl sevecektim böyle bir kız bebeğini. Zamanla Kumsal’ın annesi Didem ile güzel bir arkadaşlık ve kendisini dostluğa çeviren nefis bir diyalog gelişti,haliyle önce hamilelik fotoğraflarını görüntüledim,fakat üzülerek belirtmeliyim ki doğumuna malesef yetişemedim. Prenses benden habersiz doğuvermiş,üstelik ilk fotoğrafını da yine HiltonSA dan tanıştığım ve zamanla sevdiğim Aylin’in çekmesi nasip olmuş. İyki de çekmiş yoksa ilk fotoğrafı olmadığına çok üzülürdüm. Şuan itibari ile Kumsalcık ilk dişine de merhaba dedi,biraz zor bir süreçti her anne bilir ki ama başarı ile atlattılar.

Didem’e her misafir olduğumda hep en şirin haribolardan kocaman bir paket ile uğurlaması ile ayrıca güzel bir incelik:) hepbirlikte i love haribo diyoruz:) Söylemeden geçemeyeceğim ki Kumsal herkese öyle pas vermeyen genelde uzaktan inceleyen ve şimdiden kuralları olan bir bebek. Çok fazla kucağa gitmeyen genelde kendi halinde oyun halısında oynamayı tercih eden,en önemlisi kitaplara inanılmaz düşkün olan ve ben her gittiğimde onun büyümesini ve her yerini öpmek istediğim bir şey:)

Her fırsatını yakaladığımız da dışarı çıkmayı tercih ediyoruz ancak her defasında fotoğrafa bolca vakit ayıramıyoruz ne yazık ki. Takdir edersiniz ki bir bebek ile yola çıktığınız da planladıklarınızın hepsi yolunda gitmeyebilir. Acıkma faslı,gaz faslı,alt değiştirme faslı,üşüdü mü üşümedi mi,giydirsem mi çıkartsam mı faslı,maxicosi de durmadı kucağa mı alsam durumları,kucakta durduk yere ağlama halleri,bir anda kesilen ağlamanın sonucu gülücük dağıtma anları… Özetle bir bebeğin klasik güncesi.

Bir bebeğe olan yakınlık hissi bambaşka bir şey. Onlarca,yüzlerce bebeğe merhaba diyebilen hatta onlara yüreğimde ki en güzel yerine alıp konduran biriyim her zaman. Bir kere teyze oldum ve yine manevi olarak kardeşim gibi gördüğüm çok sevdiğim dostum Melek’in kızı Yağmur’du. Daha evvel köşe yazılarımdan birinde yer vermiştim onlara da. (Bknz:Annerehberim.com)
Büyüyorsun Kumsal. Bana ve ailene heyecan veriyorsun. Uzak kaldığımda özletiyorsun,sulu çeneden öpesim geliyor her zaman:) Sen büyüdükçe ve ben yaşadığım sürece seni hep fotoğraflıyor olacağım.

Yıllar sonra hayatına anlam katacak olan fotoğraflarınsa benim için her bebeğe olan sevgim gibi sonsuzluğun içinde kendini bırakıp gidecek. . .
Annesinin,babasının ve onu çok sevenlerin tam bir Ege lokumu :)

Hamile olmak

Etiketler

, , ,

İnsanın içinde başka bir canın oluşmaya başladığını bilmesi kadar özel bir duygu daha yoktur sanıyorum. Kadınların en güzel özelliği de bu olduğunu düşünüyorum. Doğum ile her kadının hayatının yeniden başladığına olan inancımı mesleğimle daha da keskin çizgiler içersine yerleştirme şansına sahip olabildim. Elbette bir erkeğin de hayatında ‘evet’ dediği anlar çoktur. Bu durum sanıyorum göreceli bir kavram ancak bir kadın için bu sorunun cevabı hep kesin ve nettir. Anne olmak. Henüz anne olmasam da benim için bile bir bebeğe sahip olmak hatta daha da öncesine gidiyorum onu hissetmeye başlamak dokunmaya çalışmak çok daha üst düzeyde bir şeydir. Üstelik ben bunu gözlerimi kapatıp bu duyguya yoğunlaşmaya çalıştığımda başarabilmemse ayrıca bir güzellik. Belki de sürekli gebe kadınların içersinde olmamla ve onların psikolojilerine artık alışmış ve onlardan biri gibi hissedebiliyor olmamla alakalı da olabilir. Tam 9 ay geçen koskoca bir süreç. Dışardan bakana hemen gelmiş geçmiş gibi görünse de her kadın için bu sürecin tanımının çok başka olduğunu biliyorum. Öyle ki her annenin bebeğini karşılama heyecanı,hazırlığı çok değişken. 9. ayın verdiği hislerse bambaşka. Hem bebeğine olan özlemin doruk noktasına ulaştığı dönem,hemde o bağdan ayrılacak olmanın getirdiği hüzün. Bağdan ayrılacak olmak derken hamileliğin hiç bitmemesini isteyen annelere öyle çok rastlıyorum ki. Hep içinde taşımak isteyenler oldukça fazla. Bu içgüdünün anlamını sadece gebe kaldığımda anlayacağımı bilsem de onların göbüşlerine dokunduğumda aldığım hazzın tarifini hiçbir zaman yapamayacak olmak pahabiçilemez bir şey benim için.

Merhaba Demeli

Uzun zamandır blog kurup yazmak istiyordum. Aslında bu bloğum neredeyse iki yıldır vardı fakat güncelleyememe gibi bir sıkıntım da mevcuttu. Sebebine gelince hem yeterli doneye sahip olmamak hemde fırsat bulup yazamamak. Şimdi o kadar çok şey birikti ki nereden başlayacağımı ve neyi anlatacağımı bilmiyorum. Fakat bildiğim güzel bir şey var ki ben bu meslekte inanılmaz mutluyum. Son iki yılda biriktirdiğim tecrübe,donanım ve portfolyo beni hayal etmediğim bir noktaya taşıdı. Elbette tüm başarımın altında ailem ve en sevdiğim oldu. Onlara minnet borçluyum. Başarı kolay elde edilemediği gibi bir anda da kaybedilebilecek bir şey olduğunu yine görebilmemi sağlayan eşşiz mesleğime sonsuz teşekkür ediyorum. Yeni hikayeleri kısa sürede yazmaya başlayacağım :) ) Hepinize sevgiler ve bebişlere öpücükler.Alp 1. yas